Kim Daha Çok Düşünüyor Kim Daha İyi Biliyor!
Beyin jimnastiği yapar mısınız?..
Ya da beyni pratikte en çok nelerin beslediği konusunda bir bilginiz var mı?..
Vücudu çalıştırmak, beslemek ve dinç tutmak ne kadar önemliyse; zihni de de çalıştırmak, geliştirmek, onu da beslemek gerekiyor…
+++
Zihin gücünü ve zekayı desteklemenin bir yolu olarak görülen beyin jimnastiğiyle ilgili pek çok ve pratik imkan olduğunu da biliyoruz…
Beyni pratikte en çok neler geliştirir konusunu açtığımızda, bunların elimizin altında bulunabilir kimi araçlar olduğunu da görürüz…
Satranç, Tavla, Dama, Sudoku, Puzzle, Tangram, Rübik Küpü, Okey, Scrabble, Kare / Çengel bulmacalar, Kelime Oyunları ile birlikte beyin jimnastiğine hemen, her zaman dilediğiniz yerde başlayabilirsiniz!.. Bunlara ek olarak özellikle yürümenin de, zihinsel netliği artırır bir faaliyetin adı olduğunu de biliyoruz…
Dolayısı ile bu tür akıl ve zeka oyunları insanın düşünme, problem çözme, mantık yürütme ve stratejik becerilerini kullanarak, zihinsel kapasitelerini geliştirmelerinin mümkün olduğunu da söyleyebiliriz…
+++
Bu yazımızın beyin jimnastiği bölümünde, İki kişi ile oynanan ve geçmişten günümüze uzanan en eski masa oyunlarından biri olan Tavla var!..
Bu oyunda hüner, zar ve pullar eşliğinde kimi köşe hesaplarını yapmak, dikkati oyuna yoğunlaştırmak ve yanı sıra, biraz da şansla ilgili pozitif bir ortamı yaratmaktır…
Bu oyunda amaç tüm pulları kaleye getirip toplamaktır. Pullarını önce toplayan taraf da oyunu kazanmış olur. İlginçtir, oyuncuların pullarını toplamayı aynı anda bitirmesi mümkün olmadığından tavlada beraberlik yoktur!…
Tavlanın en keyifli yanı, rakibin mars olduğu andır ve genellikle halk arasında oyunu böyle kazanan oyuncunun bilinir tavrı da; tavlayı rakibinin koltuğu altına sürerek, “Hadi bakalım biraz daha çalış, öğren de gel!” klasiğidir!..
Oyunda iyi zar atan kişiye rakibi; “sen zar tutuyorsun!” diye takıldığında, zarı atan da bu kez, “İyi de zar tutulmadan atılmaz ki!” diyecektir!..
Esasen bunları ve benzeri sayısız esprileri tüm tavla severler yakından da bilirler…
Her yaştan insanın hafızasını geliştirmesine ve problem çözme gibi temel becerilerini geliştirmesine de yardımcı olan ve ülkemizde de çok revaçta olan tavlanın, yeri gelmişken ilk dönemlerinden hareketle kısa bir tarihçesini de verelim:
+++
Kökeni İtalyanca olan tavla kelimesi “tahta” anlamına geliyor. Oyunun geçmişi ise Pers İmparatorluğu’na kadar dayanıyor. Yapılan tarihi kazılarda Pers İmparatorluğu’na ait Shahr-e Sokhteh (Yanmış Şehir) adlı bölgede tavlaya ait kimi kalıntılara rastlandığı da biliniyor… Ayrıca yine imparatorluğa ait bölgelerden ve bir Sümer kenti olan Ur da; üzerinde yılan resmi bulunan ve tavlaya ait olduğu düşünülen oyun tahtaları da bulunduğu da kayıtlarda dikkat çekiyor… Bunların yanı sıra M.Ö. 3000’li yıllarda yine Ur bölgesinde tavlaya benzer; 2 zar ve 60 taş ile oynanan bir oyunun izleri de ortaya çıkarılmış bulunuyor…
İlk versiyonları Sümerler ve Mısırlılar tarafından oynanan oyun, Pers İmparatorluğu’nda “Nard” adıyla popüler olmuş, Romalılar ise “Ludus Duodecim Scriptorum” adıyla benzer bir oyunu da geliştirmişti…
+++
Tarih boyunca çok sayıda medeniyetin yolu tavla ile kesişti. Romalılar, 480 ile 1000 yılları arasında “12 yollu oyun” adını verdikleri tavla, uzun bir süre boyunca Japonya’da illegal olarak oynandı. İngilizler ise Haçlı Seferleri neticesinde tavla ile tanıştı ve 15. yüzyıldan itibaren satranca nazaran bu oyunu tercih etmeye başladılar. Hatta ülkede Kraliçe I.Elizabeth’in tahta çıkışına kadar illegal olan tavlanın, kraliçenin geliştirdiği stratejilerde çok etkili olduğu da söylenir…
+++
Pers İmparatorunun veziri Buzur Merih tarafından 1400 yıl önce bulunan tavla oyunu, ülkemizde ve dünyada ilgi görmeye devam ediyor…
Tavla bir bütün olarak, temelde şeklen neleri içeriyor konusu da genellikle pek bilinmez…
Burada yeri gelmişken “tavla aritmetiğini” de bir hatırlatalım:
Senenin birliği olarak tavla bir tanedir.. 4 köşesi 4 mevsimi; tavlanın içindeki karşılıklı 6’şar hane 12 ayı; pulların toplamı ayın 30 gününü, siyah beyaz pullar gece ve gündüzü, karşılıklı 12’şer hane günün 24 saatini simgeler…
Tavlanın çok ilginç bir tarihi de var ama burada bunu uzun uzun yazmak yerine, farklı bir söylencesini de sizlerle paylaşalım…
Şöyle:
Eski zamanlarda bir Hint İmparatoru, satranç oyununu Pers İmparatoruna, yanında bir mektup ile armağan olarak göndermiş..
Mektubunda oyunla ilgili hiçbir açıklama yapmazken, şöyle gizemli bir mesajı da mektubun içine iliştirmiş:
“Pers imparatoruna:
Kim daha çok düşünüyor,
Kim daha iyi biliyor,
Kim daha iyiyi görüyorsa
o kazanır.
İşte hayat budur!”
Pers İmparatoru, dönemin en alim veziri olan Buzur Mehir ile bu mesajı paylaşarak, ondan bu oyunu çözmesini ve kendisinin de karşılık olarak, Hint İmparatoruna armağan edilmek üzere başka bir oyun icat etmesini ister!..
Vezir Mehir haftalarca çalıştıktan sonra gönderilen satrancın her taş hareketini ve oyunu çözer.
Daha sonra da, on günde tavlayı icat eder ve imparatoruna sunar…
Hint imparatoruna tavla oyunu ile birlikte gönderilmek üzere şöyle bir mesaj da hazırlanır:
“ Hint imparatoruna:
Evet kim daha çok düşünüyor,
Kim daha iyi biliyor,
Kim daha ileriyi görüyorsa
O kazanır.
Ama biraz da şanstır!
İşe hayat budur.”





















































