İnanılmaz ama gerçek su üstünde maharetli ellerin yarattığı olağanüstü güzellik…
Öylesine bir güzellik, insanı şaşkına çeviriyor.
Kitreli suda boya ve fırçalar ebru ustaları tarafından o kadar ahenkli ve ritmik kullanılıyor ki, kağıt üzerinde şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcı eserler ortaya çıkıyor.
Şal ebrusu, gelgit ebrusu, bülbül yuvası, katip ebrusu, çiçekli ebru, sümbül ebrusu, tahrirli ebru, Necmettin ebrusu, neftli ebru, koltuk ebrusu, hafifi ebru, akkase ebru gibi çeşitler, bu güzel eserlerden sadece birkaçı…
Geçmişte büyük ustalar çıkaran bu sanat dalı, günümüzde çok az sayıdaki ebru ustası ile ayakta kalma çabası içinde…
ANAYURDU BUHARA
Dünyanın “Türk mermer kağıdı” diye tanıdığı ve kağıt süsleme sanatının en önemlilerinden bir olan ebrunun hangi tarih den itibaren yapıldığına ait kesin bir belge yok. Ama ebrunun Türkistan’da Buhara’da doğduğu biliniyor. Daha sonra İran ve Anadolu’ya yayılan bu sanat, Avrupa’ya geçmiş ve Türklerin en önemli kağıt süsleme sanatı olarak yayılmıştır. En eski ebrunun 1500’lü yıllarda yapıldığı sanılıyor.
Kamus’u Türki adlı eserinde Şemsettin Sami Bey, ebrunun kaş manasına geldiğini belirtiyor. Ayrıca bulut anlamına da gelen ebru, Farsça’da “ebri” biçiminde telaffuz ediliyor.
İran ve Arap ülkelerinde ise ebruya, “varak ol mücezza” damarlı kağıt adı verilmiştir. Çağatay dilinde, dalgalı elbise yüzü, kumaş, defter kabı yapımında kullanılan kağıt anlamına gelen “ebre” kelimesinin olması, bu sanatın Türkistan’da Çağatay devrinde de var olduğunu gösteriyor.
Geçmişte, Türk el sanatlarının en önemlilerinden biri olarak hat sanatının, yardımcı unsuru olarak bilinen ebruda tekne Kitreli su, çeşitli boyalar, sığır ödü, fırça ve genellikle beyaz yüzü parlak, diğer yüzü pütürlü kağıtlar malzeme olarak kullanılıyor.
Fırça yapında, gül dalları ebrucular tarafından tercih ediliyor. Nedeni esnek oluşları.
Yaklaşık 80-90 adet yapılan ve budakları kesilen 30-35 cm boyundaki bu fırçalar, sapları sıkıca bağlanarak hazırlanıyor.
Yapışkan az bir zamk çeşidi olan kitre ise, suya yapışkan bir koyuluk vermek ve boyanın yüzeyde kalmasını sağlamak için kullanılıyor.
Ebru yapımında kullanılan sığır ödü de boyaların birbirine karışmamasını sağlıyor. Ebruda toz boya ve tabiatta bulunan renkli boyalar tercih ediliyor.
EBRUNUN YAPILIŞI

Ebru yapımında kullanılacak olan 6 cm derinliğindeki ebru teknesi çam ağacından veya çinkodan yapılıyor.
Suya yapışkan bir koyuluk veren krem rengindeki zamk yani kitre, Anadolu’da yetişen astrogolus bitkisinin gövdesinden elde ediliyor. Önceden hazırlanmış kitre, ebru teknesine dökülüyor ve köpükler, tekne büyüklüğünde hazırlanmış kağıtlar yardımıyla alınıyor.
İşin en zor yanı boyaların hazırlanması. Ebru boyalarını hazırlamak, özen ve sabır gerektiriyor. Genellikle suda erimeyen bitkisel boyalar ve tabiattaki renkli kaya ve topraklardan elde edilen boyalar kullanılıyor.
Hazırlanan boyalardan küçük çay kaşığı kadar miktarlar temiz kaplara konur üzerine bir miktar su ilave edilir. Elde edilmek istenen boyaya sığır ödünden bir veya iki kahve kaşığı eklenerek karıştırılır. Boyalar koyu renkten başlayıp açık rende doğru fırçalarla gerektiği kadar alınarak Kitreli su yüzüne serpilir.
Bu serpilen boyalarda çöp yardımıyla istenilen şekiller meydana getirilir. Ebrulanacak kağıt, suyun üzerine soldan sağa doğru yavaşça bırakılır. Kısa sürede boyalar kağıda geçer Kağıt yaklaşık 10 saniye sonra özenle kaldırılıp
kitresinin tamamen akması için bir yere asılır. Daha sonra düz bir yerde kuruması için beklenir. Kuruyan ebrular mühre denilen el presi ile düzeltiler
ek parlatılır. Ebru kağıtlarının kaba ve boya çekmeyen cinsten olması gerekir.
Hazırlanan ebrular, bir daha kopya edilmediğinden özel bir değer taşırlar.
Yeni bir ebru yapmak için, tekneye boya serpmeden önce, üzerine bir kağıt yerleştirilerek teknenin temizlenmesi sağlanır.
Ciltçilikte ve kitap kenarları süslemelerinde de kullanılan ebru sanatının en eski örnekleri Topkapı Sarayı’ndaki XV. Yüzyılda yapılmış olan eserlerdir.
Geçmişten günümüze kadar bir çok ebru ustaları sayısız eserler bırakmışlardır. Bu ustalardan, Htip Mehmet Efendi, Nafiz Efendi, Mehmet Aziz Rıfai, Sacit Okyay, Sami Okyay, Hazerfen Necmettin Okyay, Mustafa Düzgünman ve Niyazi Sayın’ı sayabiliriz

Hazerfen yani “Bin Sanat” lakabıyla anılan ve 1829-1904 yılları arasında yaşayan İbrahim Efendi, doğu ve batı kültürünü bir arada yürütmeye çalışan maharetlş bir kişi olarak tanınıyor. Saray için dokuduğu kumaşlar Üsküdar Sultan tepesi Özbekler Dergâhında muhafaza ediliyor.
1883-1976 yılları arasında yaşayan ebru ustalarından Hazerfen Necmeddin Okyay, ebruculuğun yanı sıra, aharcılık, mücellitlik, mürekkepçilik ve hocalık yapmasıyla biliniyor.
Necmeddin Okyay, lale, karanfil, gelincik, sümbül, menekşe gibi çiçek motifleri üzerinde çalışmalar yapmıştır. Mustafa düzgünman ise papatyalı ebruyu hazırlamıştır.

Dünyada “Türk mermer kağıdı” diye adlandırılan ebru, Türklere malolmuş en önemli kağıt süsleme sanatlarından biridir. Kitreli suya fırça ile serpilen boyalar, ebru ustalarının yaptığı şekillerle kağıda aktarılıyor.
Bir örneğinin tekrar yapılamadığı ebrunun kağıt üzerinde görüntüsü hiç bozulmadan kalabiliyor.)















































