İnsanlar, Hatalar, Keşifler
Hata; genel olarak planlanmış bir hareketin istenen sonuca ulaşmasındaki başarısızlık olarak tanımlanabilir.
Kişinin veya kurumun, durumun ve zamanın gerektirdiği gerçeklere uygun davranışı göstermemesi de; hatanın rasyonel bir tanımıdır…
+++
Türkçe şiirin öncüsü halk ve tasavvuf şairi Yunus Emre’nin hata ve insan hakkında şöyle bir söylemi var:
“Hiç hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır… Ve hayatta en büyük hata kendisini hatasız sanmaktır!..
+++
“Zamanında birçok insan gibi bende şahane hatalar yapmış ve yaşamış biriyim! İç sesim sıkça olmasa da zaman zaman bana geçmiş hatalarımı hatırlatıp;
“Ben sana demiştim!”, “Bırak şu romantizmi, seni bozuyor, hayata sağlam bassana!”, “Bir insan Viyana geçerli uçak biletiyle Kahire’den Roma’ya nasıl gider yahu! Yok artık”. “Her zaman her şeyi bilirim deme!”,
“Bak yine kaybettin!”, “Bu hesaplar tutmaz. Komik olma!” diyerek yanımdan hızla kaçıp gidiyordu!..
Ama yıllar sonra bu konuda kendime de, içsesime de ayar çeken ve iç cebimde taşıdığım yaldızlı, küçük ve sevimli bir cep defteri edindim. Defterimin ilk sayfasındaki satır şöyleydi:
“Başkalarının hayatından ders alın! İnsan bütün hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor!..”
O gün, bu gündür iç sesimle anlaştığımız tek sağlam öğüt budur!..”
+++
Hata yapmak zaman zaman insanlar tarafından bir eksiklik olarak görülse de, araştırmalar hata yapmanın öğrenmeyi olumlu etkilediğini gösteriyor.
İnsan hayatı denemeler, yanılmalar, kırılmalar, kopmalar, başarısızlıklar ve başarılarla da dolu bir film gibidir…
Ancak, bu süreçte “hayatta hata yapmam!” diyen varsa, böyle düşünenlerin savunmalarını hemen burada ve birlikte çürütelim:
Birincisi; hiçbir iş yapmayanlar hata yapmaz!..
İkincisi; risk almaktan çekinenler hata yapmaz!..
Üçüncüsü; eğer bir kişi yapmakta olduğu işte hiç hata yapmıyorsa; onun da iş yaptığından kesinlikle şüphe edebilirsiniz!..
Tabii, bu arada dikkat edin; silginiz kaleminizden önce tükeniyorsa, sanırız işte o zaman hatalarınızdan öcü gibi korkmalısınız!..
+++
“Durmadan hata yapıyorsun!”
“Hiç dikkat etmiyorsun ve sürekli olarak hata yapmaya devam ediyorsun!”
“Yaptığın hatalarla işimizi sekteye uğratıyorsun!”
“Kaçıncı hatan olduğunun farkında mısın!”
Hayatın içinde her durumda yer bulan bu klasik yakınmaları, daha da dramatize ederek ve benzerleri eşliğinde çoğaltmak her zaman olası…
Bu ve benzeri sızlanmaları, hayatın içindeki farklı alanlarda ve durumlarda da bir biçimde gözlemleyebilir, yaşayabilirsiniz…
Her durumda hata kesinlikle ve elbette hep cepten götürendir ve doğal olarak bir getirisi de yoktur!.. Ama olageldiğinde verdiği rahatsızlık eşliğinde, kişiye tecrübe denilen olguyu çok daha yakından hatırlatmak gibi acılı bir güzellemeyi de belletir!..
+++
Ara sıra hata yapıyorsanız, hatalarınızdan ders çıkarmayı ilke edinmeniz gerekir. Unutmayın: Hatalarınızdan ders çıkarmak akıllıca bir şeydir. Başkalarının hatalarından ders çıkarmak da, daha akıllıca bir şeydir!..
+++
Hata yapmanın negatif olarak mutlak bir götürüsü olmakla beraber, kimi zaman beklenmedik hataların pozitif anlamdaki önemli ve şaşırtıcı getirileri de var…
Burada yeri gelmişken bu getiriler üzerinden ve hatalardan oluşan kimi dikkat çekici örneklerin birkaçını hatırlatalım:
+++
+ Thomas Edison’a 999 denemeden sonra yaptığı bininci deneyde ampulü bulmasıyla ilgili olarak bir soru yöneltmişler:
“999 kez hata yapmanıza rağmen, bininci deneyi yapacak gücü ve enerjiyi nereden buldunuz?..”
Edison yanıtlamış:
“Ampulün icadı aşamalı bir süreçti. Hata gibi görünen ilk 999 aşama, bininci ve son aşamaya giden öğrenmelerle doluydu!..”
+++
+ Günümüzde birçok ofiste mutlaka bulunan, çok işe yarar ve üzerine küçük notlar yazmak için kullanılan Post-it’ler de yapılan bir hata sonucu bulunmuştu!..
1900’lerin başında ünlü bir şirketin yöneticileri araştırma ve geliştirme bölümüne dünyanın en güçlü yapışkanını geliştirmek için çalışmalar yapılması talimatını verirler…
Yapılan uzun çalışmalardan sonra, ar-ge bölümü istenilen yapışkanı geliştirir ve yönetime sunar. Ancak buldukları yapışkan dünyanın en güçlü yapışkanı olmak bir yana, en zayıf yapıştırıcısıdır! Öyle ki, bir bebek bile yapıştırılan nesneyi iki parmağıyla hafifçe çektiğinde, nesne kolaylıkla gelmektedir!
Bu ünlü şirket, eğer ar-ge ekibini hatasından dolayı cezalandırsaydı ve buluşlarını çöpe atsaydı, bugün firmanın dünyaca bilinir post-it kağıdı da olmayacaktı!..
+++
+ Dünya tarihinin en ünlü mucitlerinden biri olan İskoçya doğumlu Alexander Graham Bell, başka buluşları da olmasına rağmen ününü esas olarak telefona borçludur. Telefonu işitme engelli annesi ve eşinin duyabilmesini sağlamaya çalışıp ter dökerken; hiç düşünmediği bir anda telefonu icat etmiş oldu!..
+++
+ Amerikalı mühendis ve mucit mühendis Percy Spencer’ın 1945’te aklında bile yokken icat ettiği mikrodalga fırın, bir tüp çeşidi olan magnetron üzerinde yapılan deneyler sırasında ortaya çıktı.
Yaptığı deneyler esnasında cebinde duran çikolatanın eridiğini fark eden Percy Spencer, durumu fark edince bir miktar mısırı da aynı mesafeye getirdi ve magnetronun mısırı patlattığını fark etti. Bu beklenmedik farkındalık insanlara mikrodalga fırını böylece hediye etmiş oldu!..
+++
+ Johns Hopkins Üniversitesi’nde çalışan Amerikalı Profesör Ira Remsen 1879 yılında laboratuvardaki farklı kimyasal maddelerle deneyler yapıyordu. Bir ara ellerinde tatlı bir bileşen olduğunu fark etti ve şans eseri günümüzde büyük bir kesimin kullandığı İlk yapay tatlandırıcı olan sakarini aklına bile gelmediği bir tesadüfle keşfetmiş oldu!..
+++
+ Alman fizikçi ve mucit Wilhelm Conrad Röntgen, 1895 yılında röntgen ışınlarını bulacağını elbette bilmiyordu…
Gazların içinden geçen elektrik yolunu araştırmak amacıyla, katot ışın tüpüyle deney yaparken, baryum platin siyanürü levhasından yayılan radyasyonun şeffaf olmayan cisimlerin içinden geçebildiğini fark etti. Araştırmalarına devam ederken radyasyonun 15 mm. kalınlığındaki alüminyumdan, daha indirgenmiş yoğunlukta geçebildiğini gördü. Ve bu radyasyona,
“X-ışınları” adını verdi. Bu keşif daha sonraları insan vücudunun iç kısmını gösteren fotoğraflamada da kullanıldı…
Wilhelm Conrad Röntgen, bu buluşu ile1901’de fizik dalında Nobel Bilim Ödülü’ne layık görüldü…
+++
+ Amerika’da Bir gıda sektöründe çalışan kimyacı Roy J. Plunkett,1938 yılında laboratuvarında yeni bir soğutucu tasarlama çalışmasını yapıyordu. Bu çalışması için farklı ve gaz halindeki bir maddeyi oluşturarak çelik bir tüpe doldurdu…
Ertesi gün çalışmaya başlarken ve o tüpü açtığında, gaz yerine beyaz bir tozun olduğunu gördü. Sonra birkaç denemeyle bu tozun üzerinde bir şey yapışmayan farklı bir madde olduğunu anladı! Zamanla bu madde özellikle tavaların yüzeyine uygulanmaya başlandı ve böylece günümüzdeki teflon tavaların keşfi de yine tamamen bir rastlantıyla keşfedilmiş oldu…
+++
Jonathan Swift İrlandalı şair, yazar ve siyasetçidir. İngiliz edebiyatının büyük yergi ustalarından biri olarak tanınır. Onun en çok dikkat çeken yapıtlarından biri olan “Guliver’in Gezileri,” kitabı dilimize de çevrilmiştir…
Konumuzu, onun özgün bir söylemi ile bitirelim:
“Şayet bir hatanın açıklığı, o hataya düşen kişinin akıl ve fazileti ile ölçülürse, daha göze batıcıdır. İnsan, bir hatayı kabul etmekten asla çekinmemelidir. Bununla geliştiğini ve dünden daha akıllı olduğunu gösterir…”




















































