Bir Sabah Uyandığımda. Kapı Çalsa!
Yakın dostlarından birinin evinde buluşarak sohbet eden bir grup arkadaş, internet ve günümüzdeki gelişimi üzerinde konuşuyorlardı…
Derken bu konuda oldukça bilgisi olduğu anlaşılan ev sahibi, iki de bir yanına gelerek, “baba oyuncağım kırıldı!”, ”Baba boyama yapalım!” diyen çocuğu, “Sonra bakarız, sonra yaparız!” diyerek yan odaya gönderdi ve anlatmaya başladı:
“Bilgisayar ve internetin ikonu haline gelen @ işaretinin hikayesini hiç merak ettiniz mi?”
Sonra kendisini dinleyenlerden bir yanıt gelmesine fırsat vermeden anlatmaya başladı:
Sapienza Üniversitesi profesörlerinden Giorgio Stabile’nin açıklamasına göre internetin sembolü @ işareti 1536 yılında Latin Amerika’dan İtalya’ya mal taşıyan Floransalı tacirlerin oldukça sık kullandığı bir işaretti. Yaklaşık 500 yıl önce şarap ve tahılda ölçü birimi olan “Amphora” sembolü olarak kullanılan @ işareti, uzak mesafeler arası ticareti belirtmek için de kullanılıyordu. İnternetin günümüzde dünyanın en uzak mesafelerini birbirine bağlayabilme gücünün olduğu göz önüne alınacak olursa, bu sembolün 500 yıldır anlamını kaybetmediği de ortaya çıkıyor!..”
Bu arada konuklardan biri “Ben de size bu vesile ile farklı bir bilgi vermek isterim… Ama bu anlatacağım şeyin bilgisayarla hiç ilgisi yok!” dedi.
Yeni konuşmacı konuk, bu arada yan oda kapısından kendilerine hüzünle bakan ev sahibinin çocuğuna bir göz atarak devam etti:
“Mesleğinin doruğunda bir avukat, o gün mezun olacak hukuk öğrencilerine konuşmak üzere kürsüye geliyor. Herkes mesleki konulardan, hukuktan söz edeceğini zannederken o, hayata dair anlatıyor:
“Hepiniz kişisel yaşantınızı bir kenara koyup, çok çalışabileceğinizi kanıtladınız. Ama unutmayın ki ölüm döşeğindeki birinin “keşke işime biraz daha zaman ayırabilseydim” dediği duyulmamıştır!..
Çocuk sahibi olacak kadar şanslıysanız, onların göz açıp kapayana kadar büyüyeceklerini ana babalarınız size söyleyecektir. Buna ben de tanıklık edebilirim! O yüzden çocuklarınıza yeni kitaplar alın, hikayeler, masallar anlatın, bisikletle gezin, onlarla birlikte spor yapın, top oynayın, beraber koşun, bulmacalar çözün ve onları asla ama asla kırmayın, üzmeyin! Birkaçını saydığım bu sosyal davranışların birini bile kaçırmamaya özen gösterin! Onlara örnek olun, arkadaş olun!..
Nasıl olsa işiniz, gücünüz proje ve hedefleriniz, çocuklarınız erişkin olup yuvadan uçup gittikten sonra bile sizi bekliyor olacaktır!”
Odadakiler bu konuşmadan pek bir şey anlamamış gibi birbirlerine baktılar!
Oysa ikinci konuşmayı yapan konuğun söylemek istediği aslında tam da şuydu:
“Bir sabah uyandığımda kapı çalsa, gelen çocukluğum olsa ve hep bizde kalsa!..”
















































